Altın fiyatlarındaki düşüş Türkiye için iyi değil!

Piyasalarda dalgalı seyirle birlikte iyimserlik korunuyor. İyimserlik daha çok borsa ağırlıklı. Piyasalar cuma günü açıklanan temmuz ayına ilişkin ABD tarım dışı istihdam verilerine odaklanmıştı. Beklentilerin üzerinde 943 bin kişi olarak açıklandı. Haziranda 850 bin idi. İşsizlik oranı ise yüzde 5.4 oldu. Haziran ayında işsizlik yüzde 5.9 seviyesinde bulunuyordu. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin kararlarda çok fazla yer tutan tarım dışı istihdam verisi güçlenmeye devam ediyor. Bu durum aynı zamanda ABD ekonomisindeki toparlanmanın sürdüğünün de belirgin bir göstergesi. Bir süredir Fed’in erken parasal sıkılaştırmaya gidebileceği konusu tartışılıyor. Hatta Fed’in haziran toplantısından sonra Başkan Powell bu yönde açık bir sinyal vermişti. Temmuz toplantısında ise “parasal desteğin devam edeceği, enflasyondaki artışın geçici olduğu, istihdam hedeflerinden hala uzakta bulunduğu” söylemleriyle ortamı yumuşatmıştı. Cuma günkü verinin ardından Fed tekrar daha şahin bir görünüme bürünür mü? Bir sonraki Fed toplantısı 22 Eylül’de. Fakat toplantıyı beklemeden geçtiğimiz günlerde olduğu gibi Fed adına konuşacak başkan veya yetkililerin açıklamalarından bazı sinyaller gelecektir. Gerçi Cuma günü tarım dışı istihdam verisinin açıklanmasıyla parasal sıkılaştırma algısı güçlendi ve ilk fiyatlamalar görüldü. Borsalarda fazlaca bir dalgalanma olmasa da ABD doları değer kazanarak Dolar Endeksi 92.80 seviyelerine çıkarken piyasalar için önemli bir referans olan ABD 10 yıllık bono faiz oranı sert yükselişle yüzde 1.30 seviyesine ulaştı. Altın ise en çok yara alan yatırım aracı oldu. Altının ons fiyatı 1.800 doların üzerinde seyrederken veri sonrası 1.760 seviyelerine geri çekildi. Bu verinin Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülke piyasaları için iyi bir durum olmadığını söylemek yerinde olacak. Fed’in faiz artışı için uzun bir süreç olduğu kabul edilse de erken parasal sıkılaştırma ve tahvil alımlarının azaltılması olasılığının güç kazanması piyasa faiz oranlarında yükselişi beraberinde getirebilir. Bu gelişen ülkelerden doların anavatanına dönüş eğiliminin hızlanması ve dış finansman ihtiyacındaki ülkeler için daha pahalı borçlanma maliyeti olasılıklarını artıran bir durum. Tabi ki bunlar biraz da erken sayılabilecek tahmin ve varsayımlar. Yine de Fed yetkilerinden gelen açıklamaları bir görmek doğru olacak. Belki de temmuz toplantısı sonrasında olduğu gibi daha sakin ve rahatlatıcı söylemler duyarız. Ancak cuma günü açıklanan verilerinin ardından piyasaların biraz daha temkinli olması muhtemeldir.

İç ekonomik gündemde önümüzdeki hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısı var. Faiz değişimi beklenmiyor. Ancak toplantı sonrası yapılacak duyurularda para politikasının seyrine ilişkin ileriye yönelik sinyaller aranacak. TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, çeşitli tarihlerde yaptığı açıklamalarda “parasal sıkı duruş ve enflasyonun üzerinde faiz” politikasını sıkça vurgulamıştı. Temmuz enflasyonu (TÜFE) yüzde 18.95 olurken bilindiği üzere TCMB politika faizi de yüzde 19.00 seviyesinde bulunuyor. Enflasyon ve faiz farkı kalmadı. Diğer yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın “Faiz oranlarında da düşüşe geçiyoruz. Yüksek faiz yok çünkü yüksek faiz bize yüksek enflasyonu getirecektir. Düşük faiz de düşük enflasyonu getirecektir. Ağustos ayı kırılma noktasıdır” açıklamaları kayda değer. Açıklamaların ardından döviz kurlarında yükseliş görülürken Borsa İstanbul’un seyrinde bir değişim olmadı, çıkış devam etti. Faizin düşmesi olasılığı hisse senetleri için alternatif piyasa olması nedeniyle olumlu bir referans olarak değerlendirilmiş olabilir. Para politikası ve faiz kararları açısından Ağustos enflasyonu ile TCMB’nin eylül toplantısı daha önemli olacak gibi görülüyor. TL’nin tekrar değer kaybetmeye başlaması kur geçişkenliği ve enflasyon açısından dikkatte tutulması gereken bir durum.

Petrol fiyatında geçtiğimiz günlerdeki yükseliş son günlerde yerini düşüşe bırakmış durumda. Diğer arızi sebepleri bir yana bırakırsak ağırlıklı olarak “delta varyantına” bağlı vaka artışlarının ekonomideki toparlanmaya ve petrol talebine sekte vurabileceği beklentileri düşüş gerekçesi olarak görülüyor. Brent petrol 70 dolar seviyelerinde bu günlerde seyrediyor. Hatırlanırsa geçtiğimiz günlerde 77 doların üzerini görmüştü. Petrol ithalatçısı konumundaki Türkiye’nin enflasyon konusuna dikkat kesildiği bu günlerde petrol fiyatlarını da yakından izlemek gerekecek.

TCMB’nin açıkladığı haftalık “yurtdışı yerleşiklerin hisse senetleri ve tahvil bono istatistikleri” sıcak paranın seyrini izlemek açısından yakından takip edilen verilerden biri. 30 Temmuz ile biten haftada tahvil bonodaki 300 milyon dolarlık alım son ayların en yüksek rakamı olarak dikkat çekti. Temmuz’daki girişler 462 milyon doları buldu. Bu görünümde yüksek faizin payı oldukça önemli. Buna karşılık hisse senetlerinde ise aylık bazda 102 milyon dolarlık çıkış görülüyor. Borsa İstanbul’daki yükselişe rağmen takas saklamada yabancı payında henüz artış görülmüyor, halen yüzde 42 seviyesinin biraz üzerinde bulunuyor.

Borsada düşüş trendinin kırılmasıyla güç kazanan çıkış hareketi devam ediyor. İlk destekler 1.420 ve 1.410-1.400 seviyelerinde bulunuyor. 1.410-1.400 bandı daha önemli. Bu seviyelerin üzerinde çıkış hareketi gücünü koruyabilir. Aksi takdirde sonraki destekler 1.380-1.370 seviyelerinde. İlk dirençler ise 1.450 ve 1.468 seviyelerinde görülüyor. Çıkışın devamı açısından 1.468 seviyesi kısa dönem için öne çıkabilir. Endekste yükseliş sürmekle birlikte direnç noktalarında satış denemeleri görülebilir.

Dolar/TL kurunda kâr satışlarına bağlı sert düşüş tepki alımlarıyla karşılaştı. İlk destekler 8.60 ve 8.58 seviyelerinde. 8.58 daha önemli görülmekle birlikte sonraki destekler 8.55-8.52 ve 8.47 seviyelerinde bulunuyor. Dirençler ise 8.68 ve 8.73-8.80 seviyelerinde görülüyor. Direnç seviyelerinde kâr satışları görülebilir.
(Zeynel Balcı /Hürriyet)
Güçlü istihdam altını zayıflattı